ORHAN PAMUK'U KİM VURMAK İSTER!

Kategori: YORUM

19 Ara 2007


Başımı ellerimin arasına koyup düşünüyorum; en son ne zaman güzel bir şey oldu? Sorguladığım kişisel hayatım değil tabi. Toplumsal açıdan düşünüyorum. Hafızamı şöyle geriye doğru tazelemeye çalışıyorum. İyiye dair bir şey gelmiyor aklıma.

Malum güneydoğuda silahlı bir mücadele sözkonusu. Gelinen nokta her ne kadar ülke için faydalı!!! gibi görünse de, salt içinde silah sesleri ve ölümün soğukluğu olduğu için “iyi şey” den saymak içimden gelmiyor.

İzmir’de bir rahip bıçaklanıyor, Malatya katillerinin korunduklarına dair emniyet kaynaklı belgeler var, Fazıl Say ülkeyi terk etmeye kalkıyor, “defol git” dercesine bir lisede müzik öğretmenine dava açılıyor, bununla da yetinilmiyor hükümetten “defol git” açıklamaları geliyor.

Sanatın toplumları yönlendirmesi üzerine ahkam kesmekten öte bir tesbitte bulunmak lazım; malum geçmişimizde sanattan söz etmek pek mümkün değil, en azından “avam”a hitab eden, onların anlayabileceği bir sanattan. Geçmişimizde sanatın es geçilmediğini iddia edenler mimariden, hattan, tezhipten, sülüsten, edebiyattan bahsederek savunmaya geçeceklerdir. Bu saydığımız sanat dallarının hepsi elit bir tabakaya hitap etmiş sıradan halka ulaşamamıştır. “Sıradan halk Selimiye’de namaz kılamıyormuydu” diye soracak arkadaşa derim ki; Tanrı’nın ihtişamından başka hiç bir şey vermemiştir Selimiye sıradan halka. Kaldı ki; Selimiye’de namaz kılabilmek için bile, başkentte yaşayacak kadar elit olmak gerekirdi, diğer tüm ihtişamlı camilerde olduğu gibi. Padişaha sunulmak için yazılmış şiirlerin anlaşılabilirliği üzerinde durmaya gerek bile yok, eminim Fuzuli’nin anlaşılır olduğunu kimse iddia etmeyecektir. Bir istisnayla halk şiirini ayrı tutabiliriz, onun da “kulaktan kulağa”lığını dezavantaj olarak görürsek, temelde (ilahi de olsa) aşk üzerinde yoğunlaştığını ve yayılamadığını düşünürsek pek te toplum üzerinde etkili olduğunu söyleyemeyiz. (Bin yıllık bir geçmişten Yunus Emre’yi örnek vermeye kalkışmayın)

Atalarımız, basit köylülerin dahi etkileşime girdiği zaman bir şeyler alabildiği sanattan uzak durmayı tercih etmişlerdir. (Tabi ki din faktörünü unutmamak lazım.) Resim ve müzikten bahsediyorum ve belki tiyatro. Sistine Şapelindeki Ademin Yaratılışı resmini gören bir köylü, Adem ismini duymasa bile resimden çok şey alarak çıkacaktır kiliseden. Oysa Sultan Ahmet Camiindeki devasa “Allah” yazısı olsa olsa Tanrının haşmetini verebilir aynı köylüye. Buradan hat’tın sanat olup olmadığından çok avama hitap edip etmediğini tartıştığımı es geçmezseniz sevinirim. Öte yandan müzik için de aynı şeyden bahsedebiliriz; hiç şüphesiz, insanı duygudan duyguya sürüklemesi için okur-yazar olma şartı getirmez. (Genellikle Alevi yörelerinde kullanılan ve neredeyse bütün Anadolunun tek enstrümanı olan sazdan bahsederek “nasıl müzik yoktu” demeye kalkışmayın, Engin Ardıç tabiriyle; yemezler)

Bu gerçeği kabul ederek ve seviyesine ulaşmak için bir tarafımızı yırttığımız “çağdaş medeniyetler” in çağdaşlık yolundaki en büyük sıçramalarından birini rönesans sayesinde yaşadığını göz önünde tutup bizim için böylesi bir sanatsal sıçrayıştan bahsedilemeyeceğini de göz önünde tutarak; cumhuriyetimizin neden asker kökenli bir cumhuriyet olduğunu ve demokrasimizin neden sık sık askeri müdahalelerle şekillendiğini daha iyi anlayabiliriz.

Dolayısıyla görünürde A.K.P. (Fazıl Say örneğinde olduğu gibi) özünde ise milletçe (Avusturyadaki Türk Kadını Heykeli örneğinde olduğu gibi) sanata müdahaleden ve yanlış yönlendirmeden (son rahip bıçaklama olayındaki Kurtlar Vadisi realitesi-dizi özünde sinemanın taklitidir) vazgeçerek, “asker”in yüz yılı aşkın bir süredir elinde tuttuğu çağdaşlaşma bayrağını “sanat” kurumuna devretmesini sağlayabiliriz. Çünkü asker, temelde ne kadar iyi niyetli olursa olsun özünde “silah” “ölüm” ve “baskı” kavramlarını çağrıştırdığı için malesef ulaşmaya çalıştığımız “çağdaş medeniyetler seviyesinde” hoş karşılanmayan bir realite.

Öte yandan sanatımızın büyük kısmının halen elit bir tabakanın tekelinde olduğunu gözden kaçırmamakta fayda var. Dünya tarihinde de bu böyedir ama yinede sanatın toplumla buluşma alanları, batıda bize oranla kat kat fazladır. (İlk açıldığında İstanbul Modern’e gitmiştim, “ben buraya her gün gelirim” diye içimden geçirdiğimi unutamam. Fakat ne yazık ki ikinci gidişimde cafe-bar tarzı, yeme- içme bölümüne girme talihsizliğinde bulundum. Malesef daha halka açılmadan, halka kapatmıştı kendini. Bir daha da gitmedim.) Ortalığa anlam vermekte zorlandığım bir takım inekler serpiştirmekle olacak iş değil halkı sanatla buluşturmak, olsa olsa güldürür. Bu eylemdeki iyi niyeti sorgulamak değil amacım ama olmaz, olmadı da.

Neyse ki elitlerimiz fazla okumazlar da edebiyat biraz daha bize ait kalır. Belki de bu yüzden ressamlarımız ölüm tehtidi almazken, edebiyatçılarımız yurtdışına kaçmak zorunda kalır.(Şunu da aradan çıkarayım da aklımda kalmasın; son zamanlarda peydahlanan “The Secret” tarzı kitaplar konusunda insanları okumaya ittiği için biraz daha iyimser duruyorum, zira kitap okuma alışkanlığı olan insanların zaten bu tür kitaplara mesafeli olduğunu bilirim. Ötekinin bozulacak bir tarafı olmadığını bildiğimden de “elleme okusun” der geçerim.) Yinede bir şekilde sanatı halkla buluşturmanın yolları aranmalı. Bienal bu konuya iyimser yaklaşmama sebep olsa da vatandaşın konuyla ilgili çekingenliği, yabancılığı kırılması gereken bir unsur. Teşvik çabalarında fayda var. (Seçimlerden önce A.K.P. li belediyelerin İstanbul’da yaşayıp boğazı hiç görmemiş insanlar için boğaz turu yaptıklarına dair bir program izlemiştim. Benzer bir girişim kime ne zarar verir. Tabi amaç salt, parayı kırmak değilse.)

Aralarda atladığım bazı şeyler olmuş olabilir. Yazdıklarımla ilgili her türlü eleştiriye de açık yüreklilikle cevabımı veririm. Aslında söylediklerim A.K.P.- Asker eksenine oturmuş iç poliikamızda A.K.P. nin işine yarayacak taktikler. Bu gerçeği göremeyip sanat karşısındaki önyargılarını kıramamalarını ibretle izliyorum. Ama tabi sanatın muhafazakar olmadığı gerçeğinin farkında olsalar gerek. Belli mi olur böyle bir açılım A.K.P. yi silip süpürecek bir geleceğin kapılarını da açabilir. Anlaşılan o ki; her iki tarafın da sanattan korkusu var. Kavga iktidar kavgası olduğuna göre haklılar da. O zaman yazımın muhatap alan kısımlarını geri alıyorum.

Başlığa gelince; havada asılı kaldı gibi duruyor. Ama mesajın yerine ulaştığı aşikar. Belki cesurca parmak kaldırıp öne çıkamayacaklar ama birilerinin üstü kapalı da olsa bu soruyu kendilerine sorduğunu bilecekler. Bu halkın geçmişinde binlerce yıllık bir “kulluk” gerçeği yatar. O yüzden biliyoruz ki, konuşurlar ama emir almadan harekete geçemezler. Emir almadan Hrant’ı vuramazlar. Emir almadan Orhan Pamuk’a tokat bile atamazlar. O halde biriniz öne çıkın ve cesurca “ben” deyin.

(Dengir Mir Mehmet Fırat için son bir söz; herkes politikacı olabilir. Süleyman Demirel gibi bir insan senelerce memleket yönetebilir. Politikacı olmak için konuşabilme yeteneği yeterli olabilir. Fakat sanatçı olabilmek için daha fazlasına ihtiyaç vardır. O yüzden gösterdiğiniz kapıdan siz buyurun. Bizi aramızdaki yeteneklerimizden mahrum bırakmazsan
ız seviniriz. Yoksa Fazıl Say’ın Fransa’da sanatını icra edebileceğini, kendinizin ise sınırı geçtiğiniz anda sıradan bir insan olacağınızı bildiğiniz için mi böyle bir yaklaşımda bulundunuz. Ah, afedersiniz, bunu düşünememiştim.)

Oysa şimdi “iyi bayramlar” demek vardı. Ama ben, başım ellerimin arasında, düşünmeden edemiyorum.

ORHAN PAMUK'U KİM VURMAK İSTER! için 3 Yorum

Avatar

banu soysal

Aralık 24th, 2007 at 08:29

Avatar

mani jiyan

Şubat 4th, 2008 at 10:17

taraf kandil’e gitmekle ülkenin önemli bir sorununda bu dönem yapılması çok cesaret isteyen bir haber ropörtaj yapmıştır… teşekkür ediyor, yayın hayatında başarılar diliyorum..

Avatar

kelxasi

Şubat 28th, 2008 at 01:40

orhan pamuk ucuz adamların, ucuz sataşı ile tükenmez. tükenen tükenmiştir zaten…

Yorum Yapın

....

"Biz televizyon izlemekle, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük, ama olmayacağız. Simdi bunu anlamaya başlıyoruz.. Tyler Durden "Fight Club''

Flickr

    SRILANKA/APTOPIX Philippines US ClintonBOLIVIA/Philippines US Terrorism ProtestBOLIVIA/INDIA-KASHMIR-UNREST-RELIGION-STRIKE
  • admin: Şahsıma ait fakat kusura bakmayın isim veremiyorum. [...]
  • zahit: bu şiirin kimin olduğunu öğrenebilir miyim ? ricahen [...]
  • Muzaffer ORMAN: Gençliğimin en güzel yıllarını beraber gçirdiğim sevgili Kamber Ateş ,in yaşadığı bir o [...]
  • online: Iyi bir baslangic [...]
  • cesimerdogan: Erivan anlatılmaz kadar guzel bır yere sana katılıyorum son 3 yıldır her yıl gıder [...]