Blogladıkça yükselen…
->
Tabii ki Blogger‘la başlıyor hikaye. Tam zamanını hatırlamıyorum ama 2006 yılı sonlarında ilk denememi gerçekleştiriyorum. Bir hesap açıyorum kendime blogger’den. Sonra amaçsız buluyorum yazdıklarımı, siliyorum. Silmekle kalmıyorum, hesabı kapatıyorum. Aradan zaman geçiyor, bir deneme daha, sonra bir daha, bir daha….
Bir gün bir daha silmemek üzere yazıyorum. Kutsalatik.blogspot.com adresindeki blouma; 12 Ekim 2007 BABEL (Alejandro González Iñárritu)
Ve 2 yıldan daha fazla süren ve devam eden hikaye başlıyor. Artık kendimi blogger diye adlandırabilirim. Bir taraftan bloglarken bir taraftan da bloglayanların toplaştığı sosyal ortamlar peşindeyim. Blograzzi (şimdi Bloxoo oldu) ilk gözağrım. Ardından technorati, mybloglog, sosyal imleme siteleri; oyyla, tusul (tabi o zamanlar twitter ve friendfeed yok.) Bunlar yeni başlangıç yapan her blogcunun yolu üzerinde bulunan duraklar. Uğramadan edemiyorum. Sosyal çevrem genişliyor; diğer bloglara bloumda yer veriyorum. Arkadaşlar ekliyorum blogroll’üme, okuyucularımla paylaşıyorum. Diğer bloglardan bağlantı veriyorlar benim bloguma. Heyecanlandırıyor tüm olanlar. Blogkürede yüzmeye başlıyorum.
ŞEKİLCİLİK (Ya da Bitmek Tükenmek Bilmez Tema Arayışları)
Klasik blogger şablonları bir müddet sonra sıkıcı olmaya başlar. Tekdüzedir. Her gün aynı tekdüzelikle karşılaşmak bir müddet sonra sizi farklı rayışlara iter. Hele gezdiğiniz diğer blogların göze hitap eden temalarını görünce…
Tabi şablon deyince işin şekli biraz değişiyor. Yaz-gönder bloglamacılığından çıkıp webmaster ilgi alanlarına doğru yönleniyor algınız. “Html nedir? Javascript, CSS, FTP… ” Bilmediğiniz için, yolgöstereniniz olmadığı için zor konular gibi geliyor. Fakat atladığınız bir şey var; blogcular yardımlaşmayı severler. Ve Google iyi bir arama motorudur. Bu iki unsur birleşince ve biraz da azimli olunca başedemeyeceğiniz problem yok. Neyi nerede arayacağınızı bilmeniz gerek. Mesela ben Wordpress’te ilk öğrendiğim şey Wordpress’le ilili problemleri wordpress forumlarında değil google araması yaparak çözmek. Aynı şey Blogger’ da da vardı. Google sizi konuyla ilgili bilgilerini paylaşan bir bloga yönlendirecektir.
Lafı dolandırmayalım. İçerikten çok biçim üzerinde yoğunlaştığım zamanlar oldu. Uykusuz gecelerde kafamdaki sorulara yanıtlar aradım google’da. Yeni şablon denemelerim oldu. ” Nerede hata yapıyorum?” sorusuyla çok yüzleştim. Hemen her seferinde üstesinden geldim, tabi yardımsever blogger’lar sayesinde.
WİDGET OLAYI!
İlk zamanlar blogger widget’ler şimdiki kadar geniş bir yelpazeye sahip değildi. Yine html kodlarla uğraşmanız gerekirdi. Benim uzun süre peşinde koştuğum bir widget vardır; “en çok okunan yazılar”. Bu gün size çok basit gelebilir fakat dediğim gibi yeterince bilgi sahibi değilseniz, uykusuz kalmayı göze alacaksınız. Ben de göze aldım
Sonuçta geldiğiniz nokta hiç bir zaman sizi tatmin etmez. Çünkü her gün yeni şablonlar, yeni widget’ler ortaya çıkmakta. Bir sürü blogger artık sadece yazmıyor aynı zamanda code’lar üzerinde kafa yoruyor. Ve her geçen gün blog olayı farklı bir evrim geçirerek büyüyor. Yeni başlayanlar daha mı şanslı? Olabilir. Ama şunu itiraf etmekte fayda var; bu gün wordpress’te istediğin hemen her şeyi anında bulup bloga yerleştirmekten daha zevkliydi arayıp bulmak.
"Biz televizyon izlemekle, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük, ama olmayacağız. Simdi bunu anlamaya başlıyoruz.. Tyler Durden "Fight Club''