ALATURKA BERLİN DUVARI

Kategori: YORUM

16 Kas 2009

berlin duvarı- berlin wall

Berlin duvarının 20. yıkılış yıldönümüne denk gelen Demokratik Açılım görüşmelerinde Ömer Çelik “Güneydoğu’daki kardeşlerimizle aramıza alaturka Berlin Duvarı örenler”den bahsetmişti. OHAL yapısının fiili federasyon olduğunu söyleyen Çelik oldukça etkileyici bir konuşma yapmıştı fakat liderlerin gölgesinde kalmıştı bu konuşma. “Alaturka Berlin Duvarı” kavramını ben ilk kez Ömer Çelik’ten duydum.

Gerçekten de OHAL dönemine baktığımızda (hatta halen bu gün bile) tek taraflı geçişe açık bir duvar var ortada. Kürtlerin batıya geçişi serbest fakat batıdan Güneydoğu’ya geçişin yasak olduğu görünmez bir duvar. Tuğlalar yerine “korku tohumları” kullanılarak örülmüş bir duvar. Böyle bir tek taraflılığın bir amacı olabilir; bölgede olan biteni batıda yaşayanların görmesini engellemek. Nitekim başarılı da olmuştur bu alaturka duvar. Bu gün Güneydoğu’da yaşanan barış kutlamalarının batıda anlaşılamamasının sebebi budur.

“Dağdan inenler” arasında bulunan Elif Üstündağ katıldığı bir panelde “30 yıldır cenaze karşılayan bir halk, çocuklarını karşısında gördü, bu sevinç anlatılmaz” diyerek batının bu sevinci anlayamamasının sebebini gösteriyor bir anlamda. Burada medyamızın da bu duvarın arkasında kaldığını belirtmekte haber var. BBC Türkçe’nin hazırladığı “Duvarın Tanıkları” haberinde Berlin duvarının doğusundaki insanların Batı Berlin televizyonlarını izleyerek batıdaki yaşamı gördükleri ve o şekilde yaşama isteklerinin duvarın yıkılmasındaki en büyük etken olduğu belirtiliyor. “İnsanların geçişini engelleyen duvar, televizyon sinyallerinin geçişini engelleyemedi.” Dolayısıyla medyanın etkisi büyük oluyor duvarın yıkılışında.

Aynı şekilde bizim “Alaturka Berlin Duvarı”mızın 30 yıldır dimdik ayakta kalmasının nedeni de medyamızdır. Savaşı sorgulamadan, salt “şehit” kavramı üzerinden propaganda yaparak duvarın sağlamlaştırılmasına katkıda bulunmuştur. İnsan hayatını istatistiki bilgiler ışığında yansıtarak “onların ölüleri bizimkinden daha fazla” gibi aşağılık bir propagandayla vatandaşın benliğinde “biz-onlar” ayrışmasını perçinlemiştir. Bir taraftan da “onların ölüleri”nin fazla olduğunu belirterek toplumsal bir rahatlamanın yolunu açmıştır. Zaman zaman propaganda “bizim ölülerimiz daha fazla” şekline dönüştürülmüş ve bu da toplumsal infiallerin yaşanmasına sebep olmuştur. Bu arada rakamların kaynağının Genelkurmay olduğunu belirtmekte de fayda var.

Sözlerimi yukarda bahsettiğim panelde dağdan inen PKK’lıların askere alınmasıyla ilgili bir soruya M. Şerif Gençdal’ın “anlamlı” yorumuyla bitirmek istiyorum; “biz silah bırakıp geldik, siz yeniden elimize silah mı vereceksiniz?”

  • Bahsi geçen panelle ilgili haber şurada. Bu arada haberin başlığı da çok anlamlı!: “Asker Kaçağı PKK’lıdan Cevap”
  • Aşağıda ise BBC Türkçe’nin “Duvarın Tanıkları” başlklı haber.

Videoyu göremiyorsanız şu adresten izleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

....

"Biz televizyon izlemekle, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük, ama olmayacağız. Simdi bunu anlamaya başlıyoruz.. Tyler Durden "Fight Club''

Flickr

    SRILANKA/APTOPIX Philippines US ClintonBOLIVIA/Philippines US Terrorism ProtestBOLIVIA/INDIA-KASHMIR-UNREST-RELIGION-STRIKE
  • admin: Şahsıma ait fakat kusura bakmayın isim veremiyorum. [...]
  • zahit: bu şiirin kimin olduğunu öğrenebilir miyim ? ricahen [...]
  • Muzaffer ORMAN: Gençliğimin en güzel yıllarını beraber gçirdiğim sevgili Kamber Ateş ,in yaşadığı bir o [...]
  • online: Iyi bir baslangic [...]
  • cesimerdogan: Erivan anlatılmaz kadar guzel bır yere sana katılıyorum son 3 yıldır her yıl gıder [...]