Dünya neden değişsin ki? Sıkıntısı olmayan insanın aklına ilk gelecek soru budur herhalde. Fakat ben sıkıntısı olan bir insanım ve binlercesini tanıyorum, her gün sokakta karşılaştığım insanlar bunlar. Kimi feleğin çemberinden geçmiş kimi felek nedir bilmez ama dünyaya dair sıkıntısı olduğu her halinden belli.
Sıkıntının mahiyetiyle ilgili konuşmak gerekirse içerisine her şeyi koyabilirsiniz; kadın-erkek ilişkisinden tutun devlet-birey ilişkisine kadar her konu içine girer. Biraz daha açıklık katmak için şöyle bir cümle kuracağım; egemen ideoloji bir kadın (veya erkek) imajı çizer ve kitleler için bir yön belirler; "kadın böyle olmalı, erkek bu arabaya sahip olmalı, araba reklamının fonundaki ev böyle olmalı" şeklinde standart bir hayatı önüne koyar. Sonra kitlelere "bunlara sahip olmak için daha çok çalışmalısın" der. İlk etapta koyduğu standartla kitlelerin arasında uçurum olduğu için hırsızlık, kapkaç, çeteleşme v.s. kolay yoldan bu hayat standardına sahip olmanın yolları ardı ardına gelir. Toplum bir müddet kendi içerisinde sunulan bu imaja yaklaştıkça yani halkın reklamlarda sunulan hayata ulaşma ihtimali yasal yollarla biraz daha kolay hale gelince egemen ideoloji (ki; kapitalizm) yasal olmayan yolları bir gecede bitiriverir. Bir bakarsınız bir gecede kapkaç durmuş. Bu örnek küçük çaplı oldu biraz daha büyük bir örnek vermek gerekirse; ortada hiç bir belirti yokken bir bakarsınız ismi derin devletle (ki; mafyayı da içerisinde barındırır) anılan hatta lideri olduğu sanılan bir isim birden yargılanmaya başlar. "Gelişmekte olan ülke" statünüz biraz "gelişmiş ülke" statüsüne doğru yön almaktadır anlarsınız.
Kapitalizmden bahsediyorum. Ama bize yanlış lanse edilen, daha doğrusu imaj olarak hafızamızda üniversitelerde yaşanan kavgaların canlandığı (egemen ideoloji tarafından böyle lanse edilmiştir) ve konuşmaktan uzak durmamızın telkin edildiği kapitalizmden. Her nedense karşısında yer alan blok olarak halen mezarında çiçeklerin açtığı komünizminin sunulması enteresandır. Aslında insanlara uzak durmayı, alternatifsiz olduklarını telkin etmenin en güzel yoludur. Örnek olarak; "dev gibi SSCB'yi dize getirdik, siz de akıllı olun" der gayri resmi ağızdan ideoloji.
Artık politikadan bahsetmek A.K.P. ve C.H.P. arasındaki kısır kavgadan bahsetmek değil. İnsanlar şunu anlamalı "politika günümüzde daha evrensel bir oyun", "Amerikada neden lobimiz yok?" diye sormalıyız politikacılarımıza. Lobi faaliyetleri için gereken avukatlara para vererek kendi politik görüşlerimizi A.B.D. senatosunda savunabilmek. "Ermenilerin yaptığını yapamamamızın sebebi ne?" diye sormak gerek yeri geldiğinde. Kapitalin gücünü neden kullanamıyoruz?
Ben "öcü" bir kapitalizmden bahsetmiyorum. Kaf dağının tepesine kurulmuş, görünmez bir el tarafından üretilen kapitalizm imajı insanlarda ulaşılmazlık hissi uyandırdığı için dokunmamak, olduğu gibi bırakmak, çarkın dışına çıkmadan içerisinde bir şeyler yapmak hissi uyandırır ki binlerce insanın yaptığı budur. "Parama bakarım ben..."
Ve böyle düşünen milyarlarca insan sayesinde asıl paraya bakan "ONLAR" oluyor. Paranın bankalar aracılığıyla toplanıp gittiği yer. A.B.D. mi dersiniz? Hayır. Merkezi A.B.D.de olan bir kaç şirket. Araştırma için elimizin altında internet var.
Rahatsızlığımın ana hatları bunlar ki; zaman zaman geriye dönüp rahatsızlıklarımdan bahsedeceğim ve inanın yazmakla bitmeyecek. Ben internetten bahsetmek istiyorum. Rahatsız insanların elinde artık internet denen realite var. En azından benim ki gibi geleneksel ailelerin ne olduğunu tam olarak anlayamadığı dolayısıyla benim için mahrem bir alan yaratan internet. Sanırım ülkemizde pek çok insan bu mahrem alana sahip. Eskiden olduğu gibi aileler çocukları kavga etmesin diye okula göndermemezlik yapmayacaktır eminim:)
İletişim dünyası insanı her ne kadar yalnızlaştırsa bile internet yoluyla gizli bir sosyalleşme de başlatmış durumda. Bloglar en büyük sosyalleşme ağlarından biri. Bloglar arasında iletişimin en güzel örneklerinden biri mim dalgaları. Fakat bu zamana kadar yaratılmış mim dalgalarının çoğu hayata dair bir şeyler söylemekten çok vakit geçirmeye ve blogcunun kendi varlığını hissetmesine yönelik dalgalardı. Aslında bir anlamda birbirimizi yokladık. Varlığımıza kulak asmayan insanlara ikinci kez mim göndermekten imtina ile çekindik. V.s. v.s....
Şimdi bir mim dalgası yaratmak istiyorum. BEN BİR GENÇ OLARAK RAHATSIZIM, ÇÜNKÜ:
Problemin ne olduğunu bilmek çözüm için ipuçlarını da beraberinde getirecektir diye umuyorum. Bir mim dalgasından hiç bir şey olmaz demeyin. Değerli düşünceleriniz en azından "hoş bir seda" olarak internetteki yerini alacaktır. İşte pasladığım uzun liste:
fikir atölyesi
günlerin tortusu
kareli defter
mutlak töz
anarchy TR
anarkotopya
benhayattayken
borges defteri
düşünceler
derkenar
eleştirel günlük
eylembilim
burkinafasafiso
flynxs
düğümküme
etrafta
buzcevheri
compir
pozitifpc editorblog
alice in wonderland
cevval diyor ki
ingiltere defteri
sunipeyk
damacana
ehcrea blog
yakuter
ayyaş blog
viralPlog
melih bayram dede
osman s börütecene
tansu günay
opereysin
Görüldüğü gibi kalabalık ve çok çeşitli bir liste oldu. Tanıdıklarımın yanısıra tanımadığım bloglarada pas atıyorum. Sizlerde listelerinizi kalabalık tutarsanız sevinirim.
EK1: COMPİR'İN CEVABI
EK2: BABİL'İN CEVABI
EK3: COMPİR'İN CEVABI (Dünyayı değiştirmeye devam...)
EK4: GREGOR SAMSA'NIN CEVABI (Dünyayı değiştirebilecek gücüm olsaydı işe kaşlarımdan başlardım.) (paslayan; compir)
23 Nisan 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


4 YORUM:
pasini aldim, cok dertli bir yazi olmus seninkisi, kisisel varolus muhasebesi olarak anladim ben, sirf destek olmasi maksadiyla bir seyler karalamayi planliyorum.
Özür ben biraz geç gördüm, az önce farklı bir mimi yazıp göndermiştim. Bunu da en kısa zamanda yazacağım teşekkürler.
ne kadar konuşulursa, zihinleri o kadar aydınlatacak, önemli bir konu... mahiyeti blog temama pek uymadığı için, bu defalık bu güzel mim pasınızı blogumda değerlendiremeyeceğim ama, eminim gündemi irdeleyen bloglarda hakkıyla karşılık bulacaktır. teşekkür ederim...
yazarim bir vakit....
dünyayi degistirmek üzerine cokca sey söylenebilir...dünyayi degistirmek elimizde, evet, modern düsüncenin bütün ögretileri az cok bu iddiayla yola cikiyor....dolayisiyla bunu bir soru formuna dönüstürerek bahse acmak gerektir...dünyayi degistirmek elimizde mi?nasil? vs....sonucta dünya, dünyayi degistirmek isteyenlerden de cekti ve cekiyor...
kolay gelsin.
Yorum Gönder