17 Kasım 2007 Cumartesi

GÜNDEM, ORDU, MEDYA ve BLOGLAR


Uzun zamandır gündemden uzak durmaya çalışıyorum. Bu da haliyle birikmeye yol açtı. Açık söyleyeyim bu birikim beni zorlamaya başlamasaydı yine yazmamaya gayret edecektim. Malum uzun zamandır gündem terör. Ne tarafından bakarsan bak kanlı bir iş. Medyanın yaklaşımı, olaylar karşısındaki duruşu belli. Özellikle merkez medyanın savaş çığırtkanlığı, farklı düşünceleri duyulamayacak şekilde bastırmış durumda. Savaştan bir çıkar bekledikleri bariz bir şekilde belli. Öyle olmasa bu kadar yüksek sesle bağırmazlardı. Tabi tüm yaklaşımlarının altında "vatanseverlik" duygusundan başka bir duygu aramanın yanlış olacağını düşünen temiz kalpli, saf insanlarımız da yok değil. Öyle de olsa "vatanseverlik" boyutları Naziler seviyesine ulaşmış durumda. Allahtan internet medyasının bir kısmı, arada farklı söylemleri ön plana çıkarıyor da korkulara gem vuruyor. Yoksa medyamızın gidişatı yer yer tüyler ürperten boyutlarda. Şehitlik makamına düzülen övgüler, elleri kınalı ana kuzularının manşetlerde dolaşması v.s. Tüm bunlar bariz bir şekilde Anadolu insanının damarlarında akan kanı hareketlendirmeye yönelik girişimler. Şunu biliyoruz ki o manşetlerin atılmasında söz sahibi olan insanların çevresinde, ellerine kına yakılarak askere gönderilen hiç kimse yok.

Tüm dünyada alternatif medya olarak gösterilen blogların, bizim ülkemizde henüz copy paste'in ötesine geçemediğini de geçtiğimiz günlerde üzülerek izledik. Copy paste dedimse, duygu ve düşüncenin kopyalanması anlamında. Hemen herkes bloglarını Türk bayraklarıyla süsleyerek savaş nidalarına katıldı. Düzenledikleri "teröre karşı ... kampanyaları", gündemin sadece başlığını (terör) okuduklarını, asıl içerikten (savaş) uzak kaldıklarını gösterdi. Oysa ben bloglardan daha fazlasını bekliyordum. En azından yazmak zorunda oldukları bir "patron ağzı" yoktu. Özgürdüler. Belki WordPress Türkiye'ye (kişisel blog yayınlama sistemi) mahkeme tarafından ulaşım yasağı getirilmesi gözlerini korkutmuş olabilir. Ama Türk blog camiası çoğunlukla, merkez medyayı taklit etmenin ötesine geçemedi.

Neyse ki şu sıralar savaş ortamı biraz daha durulmuş durumda. Ortam biraz sakinleşince "acaba nerede yanlış yaptık?" soruları sorulmaya başlandı. Derken; yapılan özeleştirilerin ve sorgulamaların ardından "Emekli Paşalara "SUS" Genelgesi" geldi. "Orduevleri, askerî gazinolar ve diğer askerî sosyal tesislere girişleri, Genelkurmay Başkanlığınca geçici veya sürekli olarak yasaklanabilir."

7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, eski Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı ve eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın Milliyet Gazetesi'nde yaptığı özeleştiriler, Aktüelde yayınlanan ismini vermeyen bir emekli paşanın açıklamaları v.s. Takip edebildiniz mi bilmiyorum ama söyleşilerde ciddi sorgulamalar vardı.

Son olarak Taraf Gazetesinde yayınlanan Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu'nun "Dağlıca olayı soruşturulmalı" şeklindeki röportajı da bu uyarının gelmesinde etkili olan söyleşilerden. Org. Başbuğ'un "Dağlıca'da hata yok" şeklindeki açıklamalarına Ahmet Altan bu günkü köşesinde "Sanırım sayın general bu açıklamanın ne kadar dehşet verici olduğunun farkında değil. Bu olayda "askeri bir hata olmaması" olmasından daha kötü" şeklinde cevap vermiş. Yazının ilerleyen bölümlerinde yine Org. İlker Başbuğ'un "yaptığımız incelemenin sonuçlarını hiç kimseyle paylaşmak zorunda değiliz" şeklindeki açıklamasına "Yanılıyorsunuz sayın general. Hem de çok yanılıyorsunuz. Hiç kimseyle paylaşmama lüksüne sadece imparatorlar, krallar ve padişahlar sahipti., onlar güçlerini ve "meşruiyetlerini" tanrıdan aldıklarını iddia ettikleri için kimseye hesap vermezlerdi. Ama onlar tarihe karıştılar. Artık herkes görevini kötü yaptığında topluma hesap vermek zorunda." Açık söylemek gerekirse henüz 3. sayısında Taraf Gazetesi ne zaman ceza alacak diye beklentiye girdim. Bekleyip göreceğiz.

Öte yandan "karar vericileri rahat bırakın" açıklamasına bir cevap ta Can Dündar'dan geldi. Medyanın baskı altına alınma çabalarına karşı, giderek yükselen seslerin olması sevindirici olduğu kadar, bu güne kadar blog camiasından ses getirici bir yaklaşımın gelmemesi düşündürücü. Yoksa ben mi kaçırdım?

1 YORUM:

barış atasoy dedi ki...

Sizin gibi duyarlı ve sağduyulu birine rastlamak, son aylardaki şizofrenik ortamdan sonra, biraz olsun rahatlatıcı oldu. Artık takip listemdesiniz.