10 KASIM 2009; OLİGARŞİNIN ÖLÜMÜ!

Kategori: YORUM

11 Kas 2009


Dün mecliste son 30 yılın en önemli toplantısı vardı.  Günler öncesinden belli olduğu üzere oturuma “Açılım”dan çok 10 Kasım tartışmaları damgasını vurdu. Toplantı neden 10 Kasım’da yapılıyordu. Öyle ya başka gün mü kalmamıştı? Ata’nın ölüm yıldönümünde böyle bir toplantıyı gerçekleştirerek bir şey mi ima etmeye çalışıyordu hükümet?

Evet; 80 yılı aşkın bir süredir ülke yönetimine hakim olan oligarşinin simgesel ölüm tarihi olarak seçilmişti 10 Kasım. O anlamda “eski”nin bitişini, “yeni”nin başlangıcını simgeler.

“Eski”nin, alt kimliklerin bastırılması üzerine kurulu politik söyleminin işe yaramazlığı aşikar bir şekilde ortadayken muhalefetin sergilediği direnişi anlamanın yolu 80 yıllık oligarşi tarihininin etnik kökenlere müdahalesine göz atmakta yatar ki bunlardan en ses getireni ve en vahşisi Dersim katliamıdır. Bazı kaynaklara göre 90 bin Kürt’ün katledildiği olayla birlikte Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde oligarşinin egemenliği sağlanmıştır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün hemen açılım görüşmelerinin öncesinde Tunceli’ye yaptığı ziyaret o anlamda önemlidir.

Oligarşinin “Ulus Devlet” söylemi ekseninde etnik temele dayalı ayrımcılık adımlardan bir diğeri de “Varlık Vergisi” olayıdır. Burada yabancıların mal varlığı edinmesiyle ilgili yasalar görüşülürken muhalefetin kavgacı üslubunu hatırlamakta fayda var. (Bu arada Mehmet Altan’ın hatırlattığı üzere bu gün 11 Kasım “Varlık Vergisinin 67. yıldönümü.)

Oligarşinin ipin ucunu elinden kaçırdığı noktada darbe yöntemiyle tekrar eline aldığı malum. Burada bir alıntı istiyor; “Bizim gibi ülkelerdeki oligarşik yönetim, rahatlıkla işçi ve emekçi kitlelerin demokratik hak ve özgürlüklerinin olmadığı tam bir dikta yönetimi ile ülkeyi yönetebilmektedirler. Buna sömürge tipi faşizm de diyebiliriz. Bu yönetim, ya klâsik burjuva demokrasisi ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan ‘temsili demokrasi’ ile icra edilir (gizli faşizm) ya da sandıksal demokrasiye itibar edilmeden açıkça icra edilir. Ancak açık icrası sürekli değildir. Genellikle, ipin ucunu kaçırdığı zaman başvurduğu bir yöntemdir. ” (Mahir Çayan: Kesintisiz Devrim II-III) O nedenle Ergenekon yargılamalarına karşı çıkışların sertliğini de, yine muhalefet partilerinin mevcut oligarşinin bir parçası olmalarına bağlayabiliriz.

“Rejim” değişiyor. (O kadar iyimser olmayın, mevcut oligarşiden belki başka bir oligarşiye geçiş yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde göreceğiz.) Gerek Ergenekon süreci, gerek “Demokratik Açılım” süreci bunun bariz göstergeleri. Dolayısıyla önümüzdeki günlerin sancısız geçmesini beklemek aşırı iyimserlik olur. Fakat muhalefetin seçilen tarihle ilgili kaygısında kesinlikle haklı olduğunu belirtmekte fayda var. Hani kimse dile getiremiyor ben dile getireyim dedim.

“Bizimgibiülkelerdekioligarşikyönetim,rahatlıklaişçiveemekçikitlelerindemokratikhakveözgürlüklerininolmadığıtambirdiktayönetimiileülkeyiyönetebilmektedirler.Bunasömürge tipi faşizm dediyebiliriz.Buyönetim,yaklâsikburjuvademokrasisiileuzaktanyakındanilişkisiolmayan‘temsilidemokrasi’ileicraedilir(gizlifaşizm)yadasandıksaldemokrasiyeitibaredilmedenaçıkçaicraedilir.Ancakaçıkicrasısüreklideğildir.Genellikle,ipinucunukaçırdığızamanbaşvurduğubiryöntemdir.

Yorum Yapın

....

"Biz televizyon izlemekle, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük, ama olmayacağız. Simdi bunu anlamaya başlıyoruz.. Tyler Durden "Fight Club''

Flickr

    SRILANKA/APTOPIX Philippines US ClintonBOLIVIA/Philippines US Terrorism ProtestBOLIVIA/INDIA-KASHMIR-UNREST-RELIGION-STRIKE
  • admin: Şahsıma ait fakat kusura bakmayın isim veremiyorum. [...]
  • zahit: bu şiirin kimin olduğunu öğrenebilir miyim ? ricahen [...]
  • Muzaffer ORMAN: Gençliğimin en güzel yıllarını beraber gçirdiğim sevgili Kamber Ateş ,in yaşadığı bir o [...]
  • online: Iyi bir baslangic [...]
  • cesimerdogan: Erivan anlatılmaz kadar guzel bır yere sana katılıyorum son 3 yıldır her yıl gıder [...]